Psikiyatri Sözlüğü
Psikiyatri ve psikoterapide kullanılan bazı kavramlar günlük dilde de sıkça karşımıza çıkabiliyor. Ancak aynı kelime, gündelik dilde ve klinik kullanımda farklı anlamlara gelebiliyor. Bu nedenle bu sözlüğü, psikiyatri ve psikoterapi alanında sık kullanılan kavramları anlaşılır ve bilimsel bir dille açıklamak amacıyla hazırladım.
Bir kavramı tanımak, kişinin kendisine ya da bir başkasına tanı koyması anlamına gelmez. Psikiyatrik belirtiler; kişinin öyküsü, yaşadığı güçlükler, süre, şiddet ve günlük yaşama etkileriyle birlikte değerlendirilir.
D
DEHB — Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu
Dikkatin düzenlenmesi, dürtü kontrolü ve/veya hiperaktivite ile ilişkili kalıcı güçlüklerle seyreden nörogelişimsel bir bozukluktur. Belirtiler yetişkinlikte de sürebilir.
Depersonalizasyon
Kişinin kendisine, düşüncelerine, duygularına, bedenine veya eylemlerine yabancılaşmış ya da kendisini dışarıdan gözlemliyormuş gibi hissettiği yaşantıdır. Gerçeklik değerlendirmesi genellikle korunur.
Depresyon
Depresyon, gündelik dilde farklı anlamlarda kullanılabilen geniş bir terimdir. Klinik bağlamda çökkün duygudurum ve/veya ilgi-haz kaybına; enerji, uyku, iştah, düşünme ve işlevsellikte değişikliklerin eşlik edebildiği depresif tabloları ifade edebilir. Her üzüntü depresif bozukluk anlamına gelmez.
Derealizasyon
Çevrenin yabancı, uzak, gerçek dışı, sisli ya da rüyadaymış gibi algılandığı yaşantıdır. Gerçeklik değerlendirmesi genellikle korunur.
Dissosiyasyon
Bellek, kimlik, algı, duygu, beden deneyimi ve çevrenin yaşantılanması gibi normalde birbiriyle bütünleşen zihinsel işlevlerde kopukluk veya süreksizlik yaşanmasını ifade eden geniş bir kavramdır.
Dürtüsellik
Olası sonuçları yeterince değerlendirmeden hızlı biçimde davranma eğilimini ifade eder.
Duygu Düzenleme
Kişinin duygularını fark etme, anlamlandırma, ifade etme ve yoğunluklarıyla baş edebilme süreçlerinin bütünüdür.
Duygudurum
Kişinin belirli bir süre boyunca devam eden genel ve baskın duygusal durumudur.
Duygusal Yeme
Duygusal yeme, kişinin yalnızca fiziksel açlık nedeniyle değil; stres, kaygı, üzüntü, yalnızlık veya can sıkıntısı gibi duygularla baş etmek amacıyla yemek yemesini ifade eder. Yemek yemek kısa süreli bir rahatlama sağlayabilir. Duygusal yeme tek başına bir psikiyatrik tanı değildir; ancak sık tekrarladığında ve kişinin yaşamını olumsuz etkilediğinde değerlendirilmesi yararlı olabilir.